Mikrobiyal Biyoteknolojide kallanılabilecek Yeni Türler Keşfedildi

Austin Deniz Bilimleri Enstitüsü’ndeki Texas Üniversitesi’ndeki bilim adamları, birçoğu hayatta kalmak ve büyümek için enerji kaynakları olarak metan ve bütan gibi hidrokarbonları kullanan onlarca yeni mikrorganizma türü keşfettiler.  Mikrobiyoloklar Kaliforniya Körfezi’ndeki Guaymas Basin’de bulunan aşırı sıcak sularda, derin deniz sedimentlerinde yaşayan, geniş çeşitliliğe sahip mikrobiyal türleri tesbit ettiler. Bu, yeni tanımlanan bakterilerin çevre kirliliği ile ilgili çalışmalara yardımcı olabileceği anlamına geliyor. Atmosferdeki sera gazı konsantrasyonları ve ilerde meydan gelebilecek petrol sızıntılarının temizlenmesi için yararlı olabilir. Bu, derin okyanusların genişletilmiş keşfedilmemiş biyoçeşitliliği ve mikroskobik organizmaları yağ ve diğer zararlı kimyasalları parçalayabildiğini gösteriyor. Okyanus tabanı altındaki büyük hidrokarbon gaz rezervuarları  (metan, propan, bütan ve diğerleri dahil)  bu mikroplar sayesinde, sera gazlarının atmosfere salınmasını engelliyor. “

Araştırmacıların volkanik aktivitenin yaklaşık 200 santigrat dereceye yükseldiği yüzeyin 2.000 metre altındaki tortu analizi, 22’si hayat ağacında yeni girişleri temsil eden 551 genomu belirledi. BU yeni bulgular mikroorganizma sistematiğinde yeni türlerin belirlenmesine hatta mikroorganizmaların hayat ağacında yeni dalları belki filum seviyesinde değişikliklere sebep olabilir.

Brett Baker / Texas Austin Üniversitesi

Konu ile ilgili yorumlarınızı bekliyorum

Antibiyotiklere Direnç

Birmingham Üniversitesi ile yapılan bir çalışma, insan bağırsağında yaşayan bakterilerde bulunan binlerce antibiyotik direnç genini tanımlamak için yenilikçi bir yaklaşım geliştirilmiştir.

İnsan bağırsağı başlıca bakteriler olan trilyonlarca mikroorganizmaya ev sahipliği yapar. Bunların çoğu antibiyotiklere duyarlıdır, ancak insan bağırsağındaki önemli sayıda bakteri, onları antibiyotiklere dirençli geliştiren mekanizmalara sahiptir.

Birmingham Üniversitesinde Profesör Willem van Schaik ile işbirliği içinde, Fransa’daki Institut National de la Recherche Agronomique (INRA) tarafından yönetilen bir araştırmacı ekibi, üç boyutluları karşılaştırarak bağırsak bakterilerindeki direnç genlerini tanımlamak için yeni bir yöntem geliştirdi. bağırsak bakterileri tarafından üretilen proteinlere bilinen antibiyotik dirençli enzimlerin yapıları.

Araştırmacılar, diğer Avrupalı ​​ekiplerle işbirliği içinde, bu yöntemi bağırsakların birkaç milyon geninin bir kataloğuna uyguladılar. Bu yöntem sayesinde, patojenik bakterilerde daha önce belirlenen genlerden çok farklı olan 6,000’den fazla antibiyotik direnç genini tanımlamışlardır.

Birmingham Üniversitesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Enstitüsü’nden Profesör Willem van Schaik, “Bağırsak bakterilerinin çoğu, insan konukçusu ile zararsız bir ilişki içinde yaşıyorlar. Ancak, bağırsak da hastanede yatan hastalarda enfeksiyonlara neden olabilecek bakterilere ev sahipliği yaptığını ifade ediyor.

Bilinen antibiyotik direnç proteinlerinin yapılarını insan bağırsağındaki bakteriler tarafından üretilen proteinlerle karşılaştırarak, insan bağırsağında binlerce yeni antibiyotik direnç genini bulduk ve bu ortamda antibiyotik direnç genlerinin muazzam çeşitliliğine dikkat çektik.

“Bu genlerin çoğu, insan konukçu ile zararsız bir ilişki içinde yaşayan bakterilerde mevcut gibi görünüyor, bu yüzden insan sağlığına yönelik acil bir tehdit olmayabilir.

“Bununla birlikte, antibiyotiklerin sürekli kullanımı bu direnç genlerinin patojenik bakterilere transfer edilmesine ve böylece enfeksiyonların tedavisinde antibiyotiklerin etkinliğinin azalmasına neden olabilir.”

Kaynak

Birmingham Üniversitesi

Konu ile ilgili yorumlarınızı bekliyorum

Prokaryotik ve ökaryotik hücre arasindaki temel farklar

Prokaryotik ve ökaryotik hücre arasındaki farklar

1.Prokaryotik hücrede bir zarla kompartımanlara  ayrılmış organeller bulunmaz. Okaryotlarda  organeller mevcuttur. Bu bilgi son zamanlarda prokaryotik canlılarda da bazı organele benzer yapılar olduğunu şeklinde değişmeye başlamıştır.

2.Prokaryotik hücrelerde tek bir çift iplikçikli dairesel DNA mevcuttur. Istisna linear olanlar vardır.  Okaryotlarda  ise türe özel çok sayida kromozom mevcuttur.

3.prokaryotlarda  enerji üretimi hücre zarında , okaryotlarda mitekondrilerde olur.

4.prokaryotlat büyük oranda tek hücreli, okaryotlar da genellikle çok hücrelidir.

5.Prokaryotik hücrelerdeki nükleotit sayısı  prokaryotlara göre düşüktür

6.Prokaryotik hücrelerin büyüklükleri mikrometrik büyüklükte olup nadiren 1mm ulaşır. Ökaryotik hücreler prokaryotlardan binlerce kat büyüktür.

7.Virüsler prokaryot veya ökaryot olarak tanımlamazlar

 

 

 

Konu ile ilgili yorumlarınızı bekliyorum

Co-diovan tansiyon ilaci

Co-diovan tansiyon ilacını kullananlara bir uyarım var. Ben tansiyon hastasiyim . Diüretik özelliği olan Codivan da  tiyazin maddesi GUT HASTALIGINI tetikliyor. Ama diüretik olmayanı da mevcut. GUT eğilimi olan kişilerin bu ilacı almaması gerekiyor. Tabi en iyisini doktorlarımız bilir. Herkese sağlıklı bir yaşam dilerim.

Konu ile ilgili yorumlarınızı bekliyorum

Reşit Özkanca Kimdir ?

  • İSİM BENZERLİĞİ İLE İLGİLİ KAMUOYUNA DUYURU
  • İnternette Reşit Özkanca adı arandığında benimle ilgisi olmayan bazı haberler yer almaktadır.  Bunlardan sadece biri emekli olduktan sonra çalıştığım bir vakıf üniversite ile ilgili olup, yalan ve iftira içeren ve adli merciler tarafından  reddedilen konu olup hali hazırda aklanmış bulunmaktayım. 
  • Bunun dışındaki haberler, adli,  yayın evi adı, farklı alanlarda yazar Reşit Özkanca adı altında biyoloji test kitabı,  çocuk kitapları, dini kitap ve yabacı dilde sözlük yayınları mevcut olup benimle bir ilgisi yoktur, isim benzerliğidir.
  • Reşit ÖZKANCA Kimdir?
  • Trabzon’un Of-Hayrat ilçesinin Köyceğiz köyünde doğan Reşit  Özkanca olarak memleketime ve milletime 30 yıl hizmet ettim ve halen de etmeye devam ediyorum. Mikrobiyoloji alanında uzmanlaştıktan sonra çok sayıda akademik görevlerde bulundum. Asistanlıktan Profesörlüğe kadar her kademede heyecanla çalıştım. Binlerce öğrenci  yetiştirme fırsatım oldu. Uluslararası  yayınlar ve çalışmalar yaptım ve yapmaya devam ediyorum. Akuatik Mikrobiyoloji alanında Türkiye’de ilk olan bir kitabı yazmak nasip oldu. İyi  niyetle ve ülke  sevgisi ile yıllarca çalıştım. Çalıştığım vakıf kurumlarında bile resmi bir kurum olarak görev yaptım ve sadece akademik işler yaptım. Fakat Akademik özerkliğe  müdahale edildiği için görevi bıraktım . Yanıldığım  ve hayal kırıklığı yaşadığım durumlar oldu. Demokrasiye inanan bir kişi olarak her zaman devletimin ve milletimin yanında oldum. Memleketimiz ve milletimizde zarar veren hiçbir yapı  ile organik bir bağım olmadı.  Hakkımda yapılan bazı haberler çalıştığın vakıf üniversitesi nedeniyle haksız iddialardır.  Halihazırda konu sonuçlanmıştır ve hakkımda hüküm verilmemiştir. Ayrıca şunun bilinmesini isterim ki, ülkemize ve insanlarımıza silah doğrultan her türlü  terör örgütünü lanetliyorum. Saygılarımla 

 

Okumaya devam et “Reşit Özkanca Kimdir ?”

Antibiyotik Neye Yarar

  1. Turkiyede antibiyotik kullanım en yüksek olan ülkelerden.  Insanlarımız ağrı kesici diye antibiyotik kullanıyor. Antibiyotikler sadece bakterilere ve küflere karşı etkilidir. Virüslere etkili değildir. Doktorlarımız da antibiyotik yazmaya çok eğilimli.

Konu ile ilgili yorumlarınızı bekliyorum

Exforge tansiyon ilacı yan etkileri

Exforge tansiyon ilacında 2 adet etken madde vardır. Bunlardan birisi Valsartan. İlgili şirket bu ilacı 360 mg olanı Çin de ürettirmiş. Burada kontamine olmuş olan ilaç nedeniyle kanser riski olduğu iddiaları oldu ve ilaç toplatıldı. Türkiye de de bazı tedbirler alındı. Ama şu anda satıla Exforge tansiyon ilacında problem yok deniyor.

antibiyotikler direnç problemi büyüyor…..

YENİ ANTİBİYOTİKLERİN BULUNAMAMASI İLE İLGİLİ SAĞLIK ENDİŞELERİ BÜYÜYOR..

Dünya sağlık Örgütü (WHO) yayınladığı raporlara göre çok sayıda hastalık yapabilen ve fırsatçı patojen bakterilerin antibiyotiklere olan direncinin hızla arttığını ve yeni antibiyotikler keşfetmenin aciliyetini vurguluyor. MRSA Staphylococcus  aureus’un çok sayıda farklı izolatlarıyla çalışma yapan mikrobiyolog Reşit ÖZKANCA antibiyotik  direnç ve yeni antibiyotik keşfi ile ilgili açıklamasında ; Antibiyotik direnci hızla yükseldiğini  ve bu durumun insan sağlığı bakımından tehlikeli boyutlara ulaşmakta olduğunu ifade etti. Özellikle çoklu direnç denilen, birden çok antibiyotiğe dirençli bakterilerin gelişmesi  daha da büyük problem olarak gündemde.  Dünya Sağlık Örgütünün raporlarına göre, bugün bile en büyük başarının sağlandığı bilinen Tüberküloz hastalığından bile yılda antibiyotik direnç nedeniyle 250.000 insan ölmektedir.

WHO tahmini olarak 2030 yıllarında yeni antibiyotikler bulunamazsa milyonlarca insanın basit enfeksiyon hastalıklarından bile ölebileceğini rapor etmiştir. Şu ana kadar antibiyotiklerin yerini tutabilecek alternatif bir ürün geliştirilememiştir. Bitkisel ekstraklar, sentetik antibiyotik üretim tekniklerinin denenmesi sonucu henüz istenilen verim elde edilememiş hatta yanına bile yaklaşılamamıştır.

Antibiyotik direncinin bu derece artmasının sebebi, bilinçsiz ve yoğun kullanım. Ülkemizde bu yıl yayınlanan raporlarda en fazla antibiyotik kullanılan ülkeler arasında sayılmaktadır. Antibiyotik direnç gelişimi sadece insanların değil hayvanlarda da bilinçsiz ve fazla kullanımı da katkı sağlamaktadır.

Diğer bir problem uluslararası büyük şirketler antibiyotik üretiminin çok pahallı olması, ve üretimin uzun sürmesi nedeniyle  bu ekonomik yüke girmek istemiyorlar. Bu nedenle ABD de yeni antibiyotik üretimi ile ilgili araştırma yapan firmalara özel teşvikler çıkarılmıştır.  Ülkemizde bilebildiğimiz kadarıyla bu tip üretim teşebbüsleri yok denecek kadar azdır.

Ama ülkemizde antibiyotik üreten mikroorganizmalarla çalışan ve yeni türler bulmaya çalışan bilim insanları vardır. Antibiyotik üreten yeni bir bakteri veya kültürü keşfetmek muhtemel yeni bir antibiyotik demektir ve bu insanlık için bir ümittir. Fakat ülkemizin teknolojik  yeni türlerden elde edilebilecek yeni antibiyotikleri saflaştırıp elde etmek, 10 yıl kadar süren bilimsel  deneyleri yapmak ve piyasaya sürmek konusunda henüz yeterli değildir.

ÖZKANCA son olarak şuna dikkat çekti. Devlet olarak gelecekte insan sağlığı bakımından değerli ve maddi yönden çok kıymetli olacak ülkemiz bilim insanları tarafından yeni keşfedilen  mikroorganizmaları koruma altına almalı ve de bu konuda üretim ve pazarlaması için stratejiler geliştirmelidir. Bugün  sistematik bakteriyoloji  çalışan bilim insanlarımız, yeni keşfedilen ve bir veya bazen birden çok antibiyotik üretme potansiyeli olan türlerin tüm bilgilerini ve üretilmiş kültürlerini bilimsel yapabilmek için uluslararası araştırma merkezlerine  yani yurt dışına vermek zorunda kalmaktadırlar. Çünkü bu konu yurt dışında gelişmiş ülkelerin tekelindedir.

Belki 2030 yıllarında bir yeni  antibiyotik patent kime aitse hem insanlığa sağlık ve hem de ülkeler önemli maddi kazançlar sağlayacaktır.

Konu ile ilgili yorumlarınızı bekliyorum